Ana Sayfa / Genel / Abdüllatif Şener CHP’nin adayı mı?

Abdüllatif Şener CHP’nin adayı mı?

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Abdüllatif Şener oldu iddiası sosyal medyayı salladı.Kim iddialara öre ise SP’nin cumhurbaşkanı adayı olacak Abdüllatif Şener.  Kılıçdaroğlu’nun sır gibi sakladığı Cumhurbaşkanı Adayı Abdüllatif Şener olabilir mi? Erdoğan karşısına Gül’ü çıkaramayan CHP’nin Abdüllatif Şener isminde uzlaştığı öne sürülüyor. 

Abdüllatif Şener Cumhurbaşkanı adayı olacak mı, olacaksa CHP’den mi yoksa SP’den mi aday gösterilecek? 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına CHP adayı olarak Abdüllatif Şener çıkacak iddiası güçleniyor. Peki Abdüllatif Şener hem CHP’lilerden hem de diğer partilerden oy alabilir mi? AK Parti kurucusu ve eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir mesaj paylaştı. CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı listesinde adı geçen Abdüllatif Şener Twitter hesabından, “2014 CB Seçimlerinde Soner Yalçın’ın Adayı Kimdi?” diye sordu ve Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın’ın 17 Haziran 2014 tarihli, “Adayımı yazabilirim” başlıklı yazısını paylaştı.
Şener, Twitter’dan Soner Yalçın’ın 17 Haziran 2014 tarihli, “Adayımı yazabilirim” başlıklı yazısını paylaştı ve bir soru sordu.
Şener’in paylaşımı sosyal medyada gündem oldu.

Peki Soner Yalçın, 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde kaleme aldığı yazısında Cumhurbaşkanı adayı olarak kimi göstermişti?

İşte Soner Yalçın’ın 17 Haziran 2014 yılında yazdığı “Adayımı yazabilirim” başlıklı yazısı:

“Sanırım CHP-MHP anlaştı.

Adayları; Ekmeleddin İhsanoğlu.

O halde: Hiçbir politikayla paylaşmadığım Cumhurbaşkanı adayımı artık yazabilirim.

Yıl: 1987…

“Nasıl yani, sen solcu Oğuz Hoca‘yla mı çalışacaksın?”

Tereddüt etmeden “evet” dedi. Prof. Dr. Oğuz Oyan‘ın kapısını çaldı; “Hocam doktora tezi çalışmamı sizinle yapmak istiyorum.” Ardından ekledi: “Yalnız hocam ben solcu değilim; benim İslami bakış açılarım vardır.”

Prof. Dr. Oyan gülümsedi; “sizinle çalışmaktan memnun olurum” dedi. Birlikte Osmanlı vergi tarihini çalışmaya başladılar.

Bir gün evde çalışırken…

“Hocam namaz kılacağım, dedim. Lavaboyu gösterdi. Abdest alıp çıktıktan sonra, ‘salona seccadeyi serdim, kıble doğrudur’ dedi. Ben bunu kime anlattıysam, inanmadı. Oysa bizzat yaşadım. Ben namaz kılacağım dediğim zaman hiç yadırgamamıştır; çok saygılı davranmıştır. Bunu, farklı düşüncelere yaşama biçimlerine gösterilen bir saygı olarak algılıyorum. Bu özellikleri nedeniyle her zaman Oğuz Hoca’yı saygıyla anmışımdır.”

Öğretmen Prof. Dr. Oğuz Oyan bugün CHP milletvekilidir.

Doktora öğrencisi ise, Abdüllatif Şener’dir!..

Yani:

“Çatı” yıllar önce üniversitede kuruldu.

Muammer Aksoy, Mümtaz Soysal, Yalçın Küçük, Özer Ozankaya‘nın öğrencisiydi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Siyasal Bilgiler’den okul arkadaşıydı.

DSP Genel Başkanı Masum Türker ile aynı üniversitede yıllarca hocalık yaptı.

“Özgür Üniversite”den Fikret Başkaya, Türk Ocağı’ndan Orhan Türkdoğan yakın dostları oldu.

Evet, “çatı” yıllar önce

Ankara’da, Bolu’da kuruldu.

Ve keza…

Yıl: 1991

Abdüllatif Şener ilk kez “çatı” sayesinde milletvekili oldu: RP-MHP-IDP ittifakı sonucu Sivas’tan dördüncü sıradan TBMM’ye girmeyi başardı.

O dönem…

DSP lideri Bülent Ecevit sağ kolu Hüsamettin Özkan ile RP lideri Necmettin Erbakan‘ı TBMM’deki odasında ziyaret etti. Erbakan’ın yanında Şevket Kazan ile Oğuzhan Asiltürk vardı. Laf lafı açtı. Ecevit…

“Sizin partinizde Abdüllatif Şener diye bir milletvekiliniz var, onu izliyorum. Çok düzgün konuşuyor; onda bir yetenek var. Siyaset açısından umut vaat ediyor; onu iyi takip edin” dedi.

Ve sonraki yıllarda Abdüllatif Şener, siyasetin basamaklarını teker teker çıktı.

Grup Başkanvekili oldu.

Maliye Bakanı oldu.

Başbakan Yardımcısı oldu…

Ve gün geldi; hırsızlığa tahammül edemeyip kurucusu olduğu AKP’nin kapısını vurup çıktı! İstese Karun kadar zengin olabilir ama yapmadı. Çünkü…

TCDD’nin “yol çavuşu” Bedirhan Şener’in oğluydu…

“Babam çok dindar bir insandı. Helal ve harama çok önem verirdi. Başkasının malına el sürmeme, kesin nasihatlerinden biriydi. (…) Beş yaşındaydım. Tren istasyonunun vagonunda karpuzlar vardı. Tanımadığım büyük ağabeyler vagondan karpuz alıp bahçelerde yiyorlardı. Üç dört kişiydik, ‘biz de yapalım’ dedik. Tam o sırada karşımıza babam çıktı. ‘Latif ne yapıyorsunuz’ dedi. ‘Şu vagondan karpuz çıkaracağız’ dedim. ‘Bak’ dedi, ‘o karpuzların sahibi var; başkasına ait olanı alırsanız bu hırsızlık olur. Siz oynamaya devam edin, ben size karpuz alırım’…”

Bu olaydan bir süre sonra Abdüllatif Şener babasını tren kazasında kaybetti. Baba nasihatını unutmadı ve hırsızlığa ortak olmayı hep reddetti.

Hırsızlığı elinin tersiyle iten birini, Çankaya Köşkü’ne çıkarmak Türkiye’nin vefa borcuydu. Yapmadılar.

Sürekli tekrarlıyorum:

Kimseyi sağcı ya da solcu diye ayırmıyorum; ahlaklı mı, namuslu mu; vicdanlı mı; tercih kıstasım bu.

Cebiyle değil yüreğiyle Türkiye’ye bağlı devlet adamına ihtiyacımız vardı.

Ayakları bu topraklara basan politikacılara ihtiyacımız vardı.

Bir Sakin Güç‘e ihtiyacımız vardı.

Temizlenmeye/arlanmaya ihtiyacımız vardı.

Bir adam gibi bir adama ihtiyacımız vardı.

Türkiye’nin, laik demokratik rejime inanan; kimseyi ötekileştirmeyen Abdüllatif Şener’e ihtiyacı vardı.

Örnek vermeliyim…

Sivas Ali Baba Mahallesi’nin Küçükkazancılar sokağının çocuğu. Acıktığında mutfaklarına girip yemek yiyecek kadar Alevilerle kardeş.

Yıllar sonra bakan koltuğunda otururken başından bir olay geçti:

“Hatay’daki bir toplantıda yanımdaki arkadaşlara ‘ben de Aleviyim, diyeceğim’ dedim. Hemen itiraz ettiler, ‘olur mu, yanlış anlaşılır; hiç değilse ‘Alevilik Hz.Ali’yi sevmekse ben de Aleviyim de’ dediler. Bu olmaz dedim. Önce kendi kafana göre bir Alevilik tanımı yapacak, sonra bu tanıma göre Alevi olduğunu söyleyeceksin. Olmaz. Kimsenin kimseyi tanımlama hakkı yoktur. Bir Alevi kendini nasıl tanımlıyorsa öyledir.”

Madımak‘ta ölenlere gözyaşı döken bir İmam Hatipli o…

Bırakınız şu “gardrop Atatürkçülüğünü” ve “gardrop Müslümanlığını”!..

Ben hiç orada değilim. Yazmalıyım:

Uğur Dündar geçen yıl Halk Arenası programına Abdüllatif Şener’i davet etti. Yanında gencecik, başı açık güzel bir kız vardı. “Asistanınız mı” diye sordu.

Başı açık genç kızın adı, Elif Şener’di ve Abdüllatif Şener’in kızıydı.

Şaşırdınız mı; hiç şaşırmayınız; bu Türkiye gerçeğidir.

Bakınız…

Dindar Bedirhan Şener’in kızı Fatımat’ın da başı açıktı; bir Cumhuriyet öğretmeniydi.

Abdüllatif Şener’in diğer kızı Beyza ise başörtülüdür.

Halk Arenası bitti; Elif Şener Uğur Dündar’a, “Sizi çok seviyorum, nikah şahidim olur musunuz” dedi. Bu “nikah” Çankaya Köşkü’ne yakışmaz mıydı?

Devreye Cemaat ve Abdullah Gül girdi; Ekmeleddin İhsanoğlu aday yapılıverdi.

Türkiye sahipsiz değil, hepsini yazarız…

İlginizi Çekebilir

Çin arabalarına yüzde 40 ek vergi

Türkiye, Çin’den gelen arabalara ek yüzde 40 vergi uygulayacak. Çin otomobillerine ek vergi geliyor. Çin’den …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sınırsız Hosting