Ana Sayfa / İlginç / EDHO Fahri öldü mü (Kenan Çoban ayrıldı mı?)

EDHO Fahri öldü mü (Kenan Çoban ayrıldı mı?)

Eşkiya Dünyaya hükümdar Olmaz Fahri baba öldü mü (Kenan Çoban Eşkiya Dünyaya hükümdar Olmaz’dan ayrıldı mı) sorusu. EDHO 57. bölüm fragmanı ve yaşanacaklar. 56. bölüm EDHO ve Hızır’ın planı ancak Fahri’nin ölümü (Kenan Çoban) işler bozulacak mı?

Kenan Çoban EDHO’dan ayrıldı mı, yeni bölüm EDHO (Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz 57. bölüm yaşanacaklar) Hızır’ın gazabından masadakiler de nasibini alacaktır. O’nu kurtarmak adına el kaldıran dostlarını artık düşman gibi görmektedir. Konuşacak bir şeyi kalmadığından eski dostlarına olan nefretini beklenmedik bir şekilde gösterir. Masa üyeleri, hayatını kurtardıkları adamın yaptıkları karşısında neye uğradıklarını şaşırırlar. Etrafa saçılan kurşunlar kardeşliği bozacaktır.

ERCÜMENT NE YAPACAK?

Hızır, Ercüment ve CIA’nın tüm adamlarını temizlemek için çok gizli planı devereye soktu ve masadaki liderliğini bıraktı. İlyas ve Alparslan ise Hızır’ın planını henüz bilmiyor. Çakırbeylileri güçsüzleştirme çabası içinde olan Ercüment ilk amacına ulaşmıştır. Devamındaki hedefi ise Hızır’ı masanın liderliğinden etmek olacaktır. Son yaşananlardan sonra masada bununla yetinmeyecek yeni düşmanlar da vardır. Hızır ile otel odasında bir araya gelen Suzi, gün geçtikçe Meryem için daha büyük bir tehdit oluşturur.Ceylan’ın sahip olduğu bu bilgiyi Meryem’le paylaşması huzur kaçıracaktır. İlyas ve Esra cephesinde ise işler bir türlü yoluna girmez. Adım atma sırası İlyas’tadır fakat bu öyle kolay olmayacaktır.

EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ 57 BÖLÜM NE OLACAK?
EDHO yeni bölümünde Hızır, kesmeye başlıyor ve ilk Mert gidici. Hızır Çakırbeyli CIA’e kafa tutmasının bedelini ağır öder. Tutuldukları yerde yapılan eziyetler karşısında güçlü durmaları çok zor olacaktır. Çakırbeylilerin ortadan kaybolmasının nedeni kısa sürede anlaşılır. Ünal Kaplan, Hızır’ın kaybının zayıflığına yol açacağını bildiğinden her türlü pazarlığa hazırdır. Masaya oturmak isteyen Ercüment herkesin oyunu istemektedir. İlyas ise böyle bir pazarlığa asla yanaşmaz. Abisinin bu şartlar karşısında gerekirse oğlunun ölümüne göz yumacağını bilir.

SUZAN VE HIZIR7IN GİZLİ PLANI

Masa üyeleri de Hızır’ın uzlaşmaktansa ölmeyi isteyeceğini bildiği halde Ercüment’in isteklerine boyun eğer. Diğer yandan yeğeni CIA’in elinde olan Davut operasyon için harekete geçer. Ünal’la birlikte hareket eden Suzi de olanlar karşısında gücünü gösterecektir. Meryem ve Ceylan aynı acının etrafında bir araya gelirler. Meryem olanları ev ahalisinden saklamak istese de Hayriye Ana bir şeylerin ters gittiğini hemen anlar. Ailesinin başına gelenler yüzünden artık gücü kalmamıştır. Yine de metaneti elden bırakmaz.

KENAN ÇOBAN ASLEN NERELİ, YAŞI VE NECİ

Kenan Çoban’ı herkes kurtlar Vadisi’nde Abdülhey olarak tanındı. Şimdilerde ise EDHO’Da Fahri karakterini başarıyla canlandırıyordu. 22 Ocak 1975’te Elazığ’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Elazığ’da tamamladı. Elazığ Ticaret ve Meslek Lisesi mezunu olan Çoban, Antalya ve Ankara’da spor işletmeciliği yaptı. Kurtlar Vadisi, Kenan Çoban’ın ilk dizi deneyimi.

Atletizm, futbol, tekvando sporlarını ve ata binmeyi seviyor. Boş vakitlerinde spor yapıyor, sinemaya gidiyor. En çok aksiyon filmlerini seviyor. En beğendiği yabancı aktörler Mel Gibson, Tom Cruise ve Al Pacino.

En büyük hayali, özel harekatta vurucu tim olarak görev almak.

Kendini disiplinli ve titiz biri olarak tanımlayan Kenan Çoban: “Her yaptığım işi severim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım, verilen her görevi yerine getiririm ve hiçbir işim yarım kalmaz.” diyor.

FAHRİ (KENAN ÇOBAN) BİLİNEN ADIYLA ABDÜLHEY’İN YAŞAMI

Kenan Çoban’ın hikayesi nerede ve nasıl başlıyor?

Elazığ’da, mütevazı bir Türk ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldim. Elazığ küçük, sıcacık bir Anadolu şehri… Sohbetle, muhabbetle, dostlukla, arkadaşlıkla büyüdüm. Mahallede büyüyen her çocuk gibi; kavgayla, dövüşle, küsmeyle, barışmayla büyüdüm. Elazığ’ın iklimi serttir, yoğun kar yağışının altında oynadığımız futbolu hatırlıyorum, sürülerle birlikte dağlara çıkıp kendimize tahtalardan oklar, yaylar yaptığımızı hatırlıyorum, hayvanlarla, tabiatla, meyve ağaçlarıyla, doğayla iç içe büyüdüğümüzü hatırlıyorum…Elazığ’da nasıl bir aileden geliyorsunuz? Anne babanız ve kardeşleriniz ne iş yapıyor?

Mütevazı bir aile, babam emekli, annem ev hanımı. Çok sıradan, çok normal, çok fazla ilginç şeylerin olmadığı bir ailede doğdum büyüdüm. Ailem vatanını milletini seven, memleketini çok seven, memleketi dışına çıkmamış bir aileydi. Çok genç yaştan itibaren çalışmaya başladım. Aşağı yukarı yapmadığım iş kalmadı. Ticaret lisesi mezunuyum, muhasebecilik yaptım, çaycılık yaptım, boyacılık yaptım, ticaret yaptım… Ömrüm boyunca çalıştım. Aldığım her yevmiye ile kalabalık sofralara oturduk, ekmeğimizi muhabbetimizi bölüştük. Böyle bir ortamda büyüdüm. 10 yılı geçti İstanbul’da yaşıyorum. Ama Elazığ’dan çok daha önce ayrıldım. Ankara’da yaşadım, Antalya’da yaşadım ama Elazığ’la bağım hiç kopmadı. Elazığlılara dair en belirgin özelliktir bu. Nereye gitseler, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar birbirlerini bulurlar, yan yana, diz dize, kol kola otururlar. İstanbul’da da uzun zaman Elazığ’da gibi yaşadım. İlk geldiğim dönemde de Elazığlılılar kolonisi içindeydim.En büyük gençlik hayalinizin futbolcu olmak olduğunu duydum… Ama çevre baskısı nedeniyle vazgeçmişsiniz…

İyi oynardım. Hâlâ da iyi oynuyorum aslında. Futbolcu olmak müthiş bir rüyaydı benim için. Elazığ’dan da iyi bir ekol çıktı; zamanında Beşiktaş’ta oynayan Ulvi gibi, Mehmet Ekşi’nin dahil gibi bir ekol… Biz onlardan sonraki kuşağız. Bence birinci sınıf bir futbolcu olabilirdim ama ama galiba ailem o riske girmemi istemedi. Şimdilerde çok futbolcu arkadaşım var, haftada iki-üç gün halı sahada oynuyoruz.Hiç aklınıza gelir miydi oyuncu olmak?

Hiiiiç gelmezdi. Çok içe dönük biriyim, utangacım… Ömrüm boyunca dikkat çekmeyi hiç istemedim. Bir gün oyuncu olmayı, kameraların önünde olmayı bırakın, bana kalsa göz önünde olmayı tercih etmezdim. Ama takdiri ilahi, kaderimiz böyle yazılmış. Çok şükür bundan da şikayetçi değilim, çok da güzel bir kader. İnsanların sizi tanıması, sevmesi, sizinle iletişim kurması, size dertlerini, sevgilerini anlatması çok güzel.

Sizin hakkınızda çaycılıktan oyunculuğa geçiş yaptığınıza dair rivayetler var…

Kurtlar Vadisi dizisinin setine prodüksiyon elemanı olarak girdim, çaycı olarak işe başlamadım. Bana güvendiği, inandığı için sete beni Raci Şaşmaz soktu. Orada insanlarla kısa sürede çok yakın ilişkiler kurdum. Benim aldığım terbiye gereği de birilerinin ille de bir şeye hizmet etmesini beklemeden kim ne isterse yapmaya çalıştım. Bu sırada çay da götürüp getirdim. Çaycı da olsam bundan asla gocunmaz gururla söylerdim. Ama ‘çaycılıktan oyunculuğa’ efsanesinin kökeni budur. Bir gün Raci Şaşmaz’ın beni oyuncu olarak değerlendireceğini bilmiyordum. Raci Şaşmaz bende farklı bir şeyler gördüğünü söylediğinde heyecanlandım, çok da utandım, yapıp yapamayacağımı düşündüm. Bir parça onu utandırmamak, onu mahcup etmemek adına gece gündüz oyunculuk için mücadele ettim. ÇAYCIDAN OYUNCU MU OLUR?

Tepki çekti mi bu durum?

Hepiniz hatırlarsınız Kurtlar Vadisi’nin ilk döneminde çok sayıda büyük abilerimiz, Devlet Tiyatrosu’nun çok önemli oyuncuları yer alıyordu dizide. Hem yaş, hem kıdemce büyük insanlar vardı. Bırakın çay götürmeyi, onları sırtımda da taşırdım ki taşıdım da. Dizide yaralanan kim varsa sırtımda taşıdım, Dizide 10 yıl oyunculukla birlikte hamallık da yaptım. Çakır’ı da taşıdım, Memati’yi de taşıdım, Polat’ı da taşıdım. Sanırım güçlü olduğum için senaristlerimiz sürekli Abdülhey’e taşıttı, yani sadece çay taşımadım, oyuncu da taşıdım. Tabii ki çok zor oldu. Kurtlar Vadisi’ne başladığım zaman çok hürmet ettiğim, çok sevdiğim, saydığım, beni de çok seven sayan insanların bazıları tavır almaya başladı. Zannettiler ki ben onların yerini alacağım ya da onlardan bir şey alınıp bana verilecek. Açıkçası ilk başta çok insan desteklemedi oyuncu olmamı, özellikle de oyuncular. “Çaycıdan oyuncu mu çıkarmış?” söylemi de onlardan çıkan laftır. Onları da anlıyorum, yadırgamıyorum. Ben de belki onların yerinde olsaydım böyle düşünürdüm fakat bu tepki sadece bana değil, tüm alaylılara yönelikte; Kenan, Kıvanç gibi farklı bir alandan, meslekten oyunculuğa geçenlere de tepki gösteriyorlardı. Ama uzun yıllar içinde bu ön yargılar yerini tekrar muhabbete bıraktı. Ama çok zorlandım, böyle bir deneyimim, hazırlığım yoktu. Hiç bilmediğiniz bir denizin ortasına yüzmek için atılmak gibiydi ki daha önce nehirde bile yüzmemiş birisi için… Hele ben okyanusun ortasına atılmış gibiydim. Ama bünyem, kişiliğim sağlam galiba ki 10 yıl Kurtlar Vadisi’nde, şimdi de Beyaz Karanfil gibi güçlü bir işte olabildim.SOKAKTAN GELDİM, SOKAKTA YAŞIYORUM

İlginizi Çekebilir

Doğal gaza indirim ne zaman?

Doğal gaz indirimi ne zaman, elektriğe de indirim gelecek mi sorusu. Enerji ve Tabii Kaynaklar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.